
Aslinda harita uzerinde 200 km.lik bir mesafe ve Nepal kosullarinda 6 saatlik bir sure olarak belirtiliyor. Normal yol kosullarinda 2 saatlik bir yol olabilir. Bizimki ise asagi yukari 10 saat kadar surdu. Hayal edilemez yol kosullari. Sadece sehirden cikisimiz 1 saatten uzundu. Sehrin merkezi toz duman ve trafik. Yol stabilize. Insanlarin yuzunde toza karsi korumak icin maske.
Asagidaki videodaki minibus’un icindeki sallanmadan yol kosullari tahmin edilebilir.
Dikkatinizi cekerim burasi Nepal’de iki buyuk sehir arasindaki sehirlerarasi yol.
Yolun ortasinda ozgur ormanlarda yasiyormus gibi uzanan kutsal inekler. Inekler de insanlarda cok dogal goruyorlar bu durumu. Burada yeri gelmisken soyleyeyim bu kutsal inekleri cok takdir ettim. Kutsalliklarinin verdigi gucle hic simarik degiller. Kimsenin “Kist” demiyecekleri halde olmalarina ragmen, hic bir sey yapmadan oylece yola uzanip gevis getiriyorlar. Kimseyi rahatsiz etmiyorlar.
(Yukaridaki linke tiklayiniz ltf.)
Yemekle birlikte Nepal birasi da denedik. Guzeldi.
Otele yerlesir yerlesmez hemen gol kenarina gidip bir sandal gezisi yaptim. Gol uzaktan bakinca cok daha guzel. Nepal’de doga muhtesem ama genel olarak insan elinin degdigi her yer kirlenmis oldugu goruluyor.

Golun icerisinde kucuk bir tapinak olan minik bir adacik var. Goruntusu masal gibi.
Aradan cekilip, size golun muhtesem goruntusu ile basbasa birakiyorum.
(Yukaridaki linke tiklayiniz ltf.)
Pochara’da basimdan cok guzel iki olay gecti.
Birincisi, oldukca trajikomik.
Pochara’da gezinirken bir ilan gordum. “Kor masorden masaj” diye. Ne ozelligi vardir ki diye dusunup masaji da cok sevdigim icin merak edip hemen iceri daldim. Birisi geldi. Not almaya basladi. Ben hemen ozellikle belirtmek istiyorum ama nasil “kor olan birisinden masaj istiyorum.”diyeyim ki diye kivranmaya basladim. Nezaketsiz ve kaba olmaktan korktum. Dusundum, dusundum “ahh nasil soylesem?” Sonucta sadece meraktan kor diye ilanda olan kisiden almak icin oradaydim. En sonunda “eger onlar kor diye ilana yazdilarsa ben de masaji kor olan masorden almak istiyorum ” diyebilirim diye karar verip hik mik deyip “sey ben kor olan masorden masaj almak istiyorum “diye hizlica soyleyiverdim. Bu arada gozlerim surekli adamin ne yazdigina ne not aldigina takili kor kisiden alacagimi yazmasindan emin olmak istiyorum. Adamin hic yuzune bakmadim.
Cevap tam Traji Komikti. “Are you blind? I’m blind. ” “Kor musun ? Korum” demez mi? Basimi kaldirip adamin yuzune bir baktim aman Allahim adamin yuzune baksam hemen anlasilacak derecede kor oldugu belli. Megerse kor masor buymus. Yerin dibine girdim tabiki.
Sonuc: Iyi bir masordu. Ilginc olan masaja baslamadan once masaj icin uzanmis musterinin basi kolu bacagi nerde diye elleriyle kontrol etmesiydi.
Aksam yemege giderken kucuk bir muzik aletleri dukkanina ugradik. Hayatimda hic gormedigim bir enstrumanlar. En ilginci “Sarangi ” denilen bu enstruman. Yayli bir calgi. Sesi muhtesem huzunlu. Nepal’in huznu ve masumiyetini bir calgi ancak bu kadar guzel temsil edebilir. Muzik dukkaninin sahibi hemen calmaya basladi. Calan sarki o kadar guzeldi ki beni benden aldi. Sarki bitince hemen sordum tabiki. Bu meshur halk sarkisi “Resham Firiri’ymis. Hemen bu sarkinin bulundugu 2 CD aldim. Bu CD’nin geliri de ordaki oksuzler yurdu icin oldugunu duyunca cok mutlu oldum.
Tabiki bu muzik dukaninda kisa bir sure kalmak beni kesmedi ertesi gun ilk isim bu dukkana bir kez daha ugramak oldu. Iyiki de ugramisim. Bir baktim bizim muzisyen abimiz Hippi kilikli bir kisi ile oturmus muzik yapiyor. Sessizce kenara ilistim onlari izlemeye basladim. Enfes muzikler. Muzik insani olduklari ve hayatlarinin merkezinde muzik oldugu nasil da belli.
Ara verince basladik sohbete.
Biz Hippi dunyayi dolasiyormus. Daha once de Sri Lanka’daymis. Rastali saclari ve dunya yansa hasirim yok haliyle tam bir azicik asim, kaygisiz basim misali. Nepal’de de 3 aydir bulunuyormus. sanirim her gun bu dukkana gelip muzik yapiyordu.
Bir sure oturduktan sonra kalkti.
Basladik bizim muzisyen ile sohbet etmeye. Nepal, Hindistan ve Sri Lanka gibi ulkelerde her insanin ait oldugu klanlar var. Yani buyuk aileler veya sulaleler diyebiliriz. Ve bu klanlarin uyeleri hep ayni isi yapiyorlar ve toplum icinde hiyerarsik olarak yerleri tanimli. Bazilari alt klan olarak kabul edilirken bazilari da ust klan olarak kabul ediliyor. Evlilikler kendi klan grubunun icerisnde oluyor. Eskiden bu durum daha keskinken simdilerde globallesen dunya’da bu durum biraz yumusamis. Neyse, bizim muzisyen abimiz de Muzik klanindan geliyormus. Yani tum aile muzisyenmis. Bunun cok onemli bir ozellik oldugunu belirtiyor. Dusununce hakikatten hep muzik yapabilen insanlar birbirleri ile evlenseler nasil bir grup ortaya cikar degil mi? Gunumuz muzisyenlerine biraz burun kivirmasini buna bagladim.
Sonra ricam uzerine Resham Firiri sarkisini caldilar. Ben yine benden gittim bu sarkida. Sarki bitince basladi sarkinin hikayesini anlatmaya. Bu sarki daglarin tepesindeki kizlar ile daglarin eteklerinde yasayan genc erkeklerin birbirlerine ulasmak icin soyledikleri bir Ask sarkiymis. Eskiden yerel olarak bilinen bir sarkiyken sonradan herkes soyler olmus. Sozlerinde “Ah surdan ipek ip atip atsam da sana ulassam” gibi hasret sozleri varmis. Cok naif geldi bana.
Bu sarki ile ilgili olarak Wikipedi bile baslik atmis. O kadar meshur. Tabiki ben bu kadar meshur oldugunu bilmeden bu sarkiya vurulmustum.
https://en.wikipedia.org/wiki/Resham_Firiri
O sirada dukkana Western tipli birisi girdi. Bizim muzik ve sohbetimiz hosuna gitti. Size katilabilirmiyim diye sordu. Memnuniyetle dedik. Ingilizceyi tam bir Ingiliz aksani ile konusuyordu. O da gitar ile eslik etmeye basladi. Once bize Budist bir sarki calabilirmiyim diye sordu. Memnuniyetle dedik. Budist sarkiyi bildigine gore buralara alisik olmali diye dusundum.
Sonra ricam uzerine Resham Firiri
ardindan da yine istegim uzerine Beatless’dan “Let it be” caldilar. Ben o sirada zevkten 4 degil tam 8 kose durumundayim tabiki. Nepal’li muzisyen “Let it be'”yi ilk kez duymus olabilir. Ama serde muzisyenlik olunca hemen kendi versiyonunu olusturdu.
Muzik bitince basladik sohbete. O da bir gezginmis. Ama bir onceki gibi salas degildi. Tabiki ben merak ediyorum bu kadar duzgun bir adamin hikayesini. Hangi ruzgar atmis onu buraya? Hadi dedik birlikte kahve icelim.
Karsidaki kafeye gectik. Ben sorunca basladi anlatmaya. Aslinda Yunan kokenli bir ailenin ogluymus. Acikcasi baktigimda Yunan oldugunu anlatan hic bir iz goremedim. Ne tip ne de hal tavir ve aksan acisindan. Inanamadim. Tipik Ingiliz olmus. Ailesinin maddi durumu iyimis sanirim ki Ingiltere’de en iyi okullarda yatili filan okuyup mezun olmus. Ama 18 yaslarinda hayatindaki boslugu fark edip Budizmi kesfedip, yonelmis. Ve ailesinin tum tepkisine ragmen isini gucunu birakip 3 yil bir Budist tapinakta yasamis. Simdilerde ise 6 ay bir Universitede ders verip para kazanip yilin diger yarisini buralarda harciyormus.
Yunanca hic bilmiyor hatta Yunanca sarki bile bilmiyordu. Ozunu hic bilmemek, ozunden kopmak belki boyle reaksiyonlar yaratiyordur insanda. Bir yere bir gruba bagli olma istegi.
Yunan dili hayrani olarak kendisinden geleneksel bir sarki dinleyebilmeyi cok isterdim.
Ne ilginc yasamlar var degil mi?
Yasadiklarimi birlikte gezdigim arkadaslara anlatinca cok sasirdilar. “Nerden buluyorsun boyle ilginc insanlari?” dediler. Nereden bulacagim aslinda beraber bulduk basta. Pochara’da ilk aksamimizda yemege giderken hep beraber girdik dukkana. Ama ertesi gun onlar otelin havuz basinda ellerinde icecekleri eglenirken ben tekrar dukkana gidince butun bunlar oldu. Ne diyelim; Merak!
Bir sonraki gece yemek yedigimiz yerde Nepal’li genclerden olusan muzik grubu caliyor ve kimse ilgilenmiyordu. Once her sarkilarinin bitiminde deli gibi alkisladim. (benden baska alkislayan yoktu) Yemegim bitince ben de onlara katilabilirmiyim diye sordum. Memnuniyetle kabul ettiler. Tabiki yine istek sarkim Resham Firiri rica ettim. O kadar guzel bir muzik gecesi oldu ki onlar bile inanamadilar. Yine arkadaslar donduler, o sirada orada bulunan musterilerden de pek katilan olmadi. Anlayacaginiz kendi kendimize eglendik. Yine ilk once Resham Firriri istedim. Cok sasirdilar bu istegime ve Reham Firiri mi diye tekrar sordular. Ben de onaylayinca onlar da kendi versiyonlarinda caldilar. Bu sarkinin her halini sevdigimi farkettim. Cok sevimli genclerdi.
Ben de bu gruptan Nepali Pop sarkilari dinledim. Ilgincti.
Pochara’da ilk defa Kombucya cayi ictim. Fermente bir urun oldugu icin oldukca saglikli bir cay.
Pochara’da cok guzel kafeler var ve ilginc menuleri ile one cikiyor.
Guzeldi. Bu cay ile ilgili bilgiyi buradan temin edebilirsiniz.
https://yemek.com/kombu-cayi-faydalari/
Onun disinda Pochara siradan bir Turistik kasaba.
Tabiki ben dururmuyum bu siradan kasabayi hayatimda yaptigim en cilgin aktivite ile anacagim.
Soyleki, bize sordular “Zipline veya Paragliding yapmak istermisiniz?” diye. Golun uzerinde yapilacagi icin Para gliding ilgimi cekmekle beraber urktugumu soyledim. Sonucta burasi bir 3. dunya ulkesi. Guvenlik onlemleri ve basima bir sey gelse hastaneler nasil, olsen kalsan yakinlarin niye gelsin seni buralardan toplasin? Birbir turlu dusunce aklima geldi. Kendim icin degil de yakinlarimi, sevdiklerimi uzup, zor durumda birakmamak icin cok dusundum. Diger taraftan da golun uzerinde kartallarla ucacagimizin soylenmesi ve maceraci ruhum hadi yap bir daha bu firsat eline gecmez diyordu. Sanirim 5-6 defa kararimi degistirdim. En sonunda maceraci ruhum ve birlikte gidecegimiz arkadaslarin israri baskin cikti ve ben bile kendime inanamiyarak ucacagimiz daga dogru yolda buldum kendimi. Bizim gruptan bir Ingiliz bir de Suriyeli arkadas var. Yolda baskalari da katildilar. Yol cok kotu. Ucurumlar, virajlarla dolu dik asfaltsiz bir yol. Yanimdaki Ingiliz arkadas yolu gordukce basladi aglamaya. Ben guya onu sakinlestirmeye espri yapmaya calisiyorum fakat icimden hay Allah vaz mi gecsem acaba deyip duruyorum.
Yaklasik 1 saatlik zorlu tirmanistan sonra atlayacagimiz noktaya ulastik.
Etraf kalabalik. Baska gruplar da mevcut. Beni ilk anda etkileyen zayif, celimsiz bedenleri ile o agir ucacak ekipmanlari tasiyan Nepal’liler oldu. Bazilari oldukca da yasliydi. Bu isi uc kurusa bizi eglendirmek icin yaptiklari icin uzuldum hatta cok utandim. Ama yapacak bir sey yok. Vazgecmek icin cok gec. Basladim etrafi incelemeye. Hazirlik asamasi epey mesakkatli. Koskoca parasutun tasinmasi, acilmasi ve yere iplerinin de duzgun yerlestirilerek serilmesi gerekiyor. Bu arada herkes sirasina gore ucuyor. Ucmak icin de once uygun ruzgari bekleyip bu ruzgari onunuze alarak hocaniz ile senkronize kosup, ucurumun kenarina kadar hiz alip parasutu havalandirmaniz gerekiyor. Bunu kimi guzel yapiyor kimide duse kalka. O sirada bir cift ucma hazirligindaydi. Once kadin havalandi. Fakat ne olduysa ucamadilar ve ucurumda gozden kayboldular. Herkes kosusturmaya basladi. Goremiyoruz ne oldugunu. Tabiki bizim icin buyuk bir moral cokuntusu oldu. Yaklasik 10 – 15 dakika sonra tekrar ortaya ciktilar. Kadin uzerinden kamyon gecmis gibi gorunuyordu. Ucmadan toparlanip gittiler. Etrafta ne bir saglik gorevlisi ne de bir ambulans var. Ben onceligi korkan Ingiliz arkadasa vermistim. O baya guzel havalandi. Onun adina sevindim. Sira bana geldi. Hala vazgecebilecek durumdayim. Hoca ne yapmamiz gerektigini anlatti. Bana gore tecrubeli gibi gorundu. Neyse, bir iki ruzgar kacirdik hatta bir gittik durduk filan. En son hadi kosuyoruz deyince basladik kosmaya. Nasil olduysa ayagim takildi basladim yerde surunmeye. O an tum hayatim film seridi gibi gozumun onunden gecti desem yeridir. Neyseki, hizlica toparladim kendimi ki zaten ucurumun kenarina ulasmistik ucmaktan baska care yoktu. Bir baktim havalanmisiz. Ondan sonrasi superdi. Asagida gol ve yemyesil doga. Burasi Kartallarin yoluymus. Bir sure sonra etrafimizda kartallar daire yaparak bizimle ucmaya basladilar. Bu goruntu muhtesemdi. Kim Kartallarla ucmak istemez ki? Kartallarin etrafimizdaki donerek yaptiklari dans muthisti. Pilotum bu danslarinin anlaminin ” burasi bizim bolgemiz” demek oldugunu soyledi. Bir anda aklima geldi. Ya yollarindan gectigimiz icin kizip parasutumuzu gagalayip yirtsalar. Pilot olmaz yapmazlar dedi ama…
Daha sonra rengarenk desenleri ile ucan parasutler olarak hepimiz biraraya gelip daire yaptik ve donmeye basladik. Bu goruntu de inanilmazdi. Tum Parasutler birbirine selam cakti.
Velhasil denemeye degerdi. Yapmasaydim icimde kalacakti.
Inisimiz cok kolay ve sorunsuz oldu.
Olayi sadece ayakkabilarimda ve dizlerimde yerlere surtunmeden olusan toz toprak ile atlatmistim. Cok sukur hic bir yerimde cizgi bile yoktu. Bu sirada video ve foto cekimi yapildi. Asagidaki gibi goruntuler alindi.
Pochara’da yasadigimiz tek negatif olay Amerikali oda arkadasimin mide ve barsaklarini bozmasiydi. Tam Nepal usulu zehirlenme. Ates titreme de cabasi. Tur sirketi yanlarinda gertirdikleri ilactan verdiler ama hic etki yapmadi. Otele durum iletilince onlar bir ilac verdi ve durum hemen sakinlesti duzeldi. Demek ki siradan ilac degil Nepal’lilerinkini kullanmak gerekiyormus.
Pokhara, bu kucuk aksiligin disinda hayallerimde muhtesem dogasi ve unutulmaz anilariyla kalacak.






































































































































